Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: “Pazarlık yok, müzakere yok; diyalog var”

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu’nun “Anadolu Sohbetleri” programında “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki aşamalarını, 7595 sayılı Kanun’un uygulanmasını, Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’a ilişkin değerlendirmelerini, infaz reformu hazırlıklarını ve 2028 seçimlerine yönelik görüşlerini açıkladı.

Eyl 17, 2026 - 12:31
 0  1
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: “Pazarlık yok, müzakere yok; diyalog var”


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Ankara’da Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen “Anadolu Sohbetleri” programında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Uçum, “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreç ile 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında öngörülen uygulamaları anlattı.

Sürecin silahların bırakılması ve örgütün fesih ve tasfiyesinin tespitiyle başlayacağını belirten Uçum, ardından teyit ve ilan aşamasına geçileceğini söyledi. Uçum, bu aşamadan sonra altı aylık başvuru döneminin başlayacağını ve dosyaların ilgili yargı mercileri tarafından ayrı ayrı değerlendirileceğini ifade etti.

“İLK AŞAMA SİLAHLARIN BIRAKILMASININ VE FESİH SÜRECİNİN TESPİTİ”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulunun ilk toplantısını gerçekleştirdiğini ve dört alt komisyon kurduğunu aktaran Uçum, kanunun uygulanmasının birbirini izleyen aşamalar üzerinden ilerleyeceğini söyledi.

Uçum, ilk aşamada silahların bırakılması ile örgütün tasfiye ve fesih sürecindeki gelişmelerin tespit edileceğini kaydetti. Tespitin kanundan önce fiilen başladığını ve kanunun yürürlüğe girmesinden sonra devam ettiğini belirten Uçum, silahların bırakıldığı ve tasfiye ile fesih süreçlerinin tamamlandığına ilişkin teyidin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla ilan edileceğini ifade etti.

Uçum, söz konusu aşamanın mümkünse ekim, aksi durumda kasım ayında ve en geç yıl sonuna kadar gerçekleşmesini beklediğini dile getirdi.

MGK KARARINDAN SONRA ALTI AYLIK BAŞVURU DÖNEMİ

Uçum’un açıklamasına göre MGK’nın teyit kararının ilan edilmesinin ardından altı aylık başvuru süresi başlayacak. Kanun kapsamında olduğunu düşünen kişiler, bulundukları yerdeki Cumhuriyet savcılıklarına veya Takip ve Değerlendirme Kurulunun belirleyeceği diğer mercilere yazılı başvuruda bulunabilecek.

Başvuruların bizzat veya avukat aracılığıyla yapılabileceğini söyleyen Uçum, yurt dışındakiler bakımından Türkiye’nin dış temsilciliklerinin de kurul kararıyla başvuru mercii olarak belirlenebileceğini kaydetti.

“OTOMATİK BİR ERTELEME YOK”

Kanunun herkese doğrudan uygulanacak otomatik bir erteleme sistemi getirmediğinin altını çizen Uçum, “MGK kararının ilan edilmesiyle herkes için otomatik bir erteleme başlamayacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Başvuruların soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılıkları, kovuşturma aşamasında mahkemeler, hükümlülük aşamasında ise infaz hâkimliklerince ele alınacağını anlatan Uçum, her dosyanın ayrı değerlendirileceğini söyledi.

Uçum, kişinin ilişkili olduğu örgütün, örgütle ilişkisinin ve isnat edilen ya da mahkûmiyete konu suçların kanun kapsamına girip girmediğine bakılacağını ifade etti.

KASTEN ÖLDÜRME SUÇLARI KAPSAM DIŞINDA

Kasten öldürme suçlarının tarihine bakılmaksızın kanundaki istisnalar arasında bulunduğunu belirten Uçum, 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren suçların da kapsam dışında olduğunu söyledi.

Uçum, şartları sağlayan kişiler bakımından erteleme mekanizmasının uygulanabileceğini, verilen kararlara karşı ise yargısal itiraz yollarının açık olacağını kaydetti.

ERTELEME KARARLARI YENİDEN İNCELENEBİLECEK

Uçum, 10 yıllık erteleme öngörülen durumlarda üç yıl, 5 yıllık erteleme öngörülen durumlarda ise iki yıl geçtikten sonra yeniden değerlendirme yapılabileceğini ifade etti.

Takip ve Değerlendirme Kurulunun ilgili yargı mercilerinden gözden geçirme talep edebileceğini aktaran Uçum, koşullar oluşursa ertelemenin 5 veya 10 yıllık sürenin tamamı beklenmeden tamamlanmış sayılabileceğini, nihai kararın ise yargı mercilerine ait olduğunu vurguladı.

“KURUL YARGI VE YASAMANIN YERİNE GEÇEMEZ”

Takip ve Değerlendirme Kurulunun yetkilerine de değinen Uçum, “Kurul yargı yerine geçerek karar veremez, yasama organı yerine norm koyamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kurulun idari alanlarda görev ve talimat verebileceğini, yasama ve yargının görev alanına giren konularda ise talepte bulunabileceğini ifade eden Uçum, uygulamanın kuvvetler ayrılığı çerçevesinde yürütüleceğini söyledi.

Uçum ayrıca ertelemeden yararlanan kişinin bu süre içinde yeniden terör suçu işlemesi durumunda hakkını kaybedeceğini belirterek, “Ertelemeyi ortadan kaldıracak tek şey terör suçu.” dedi.

ÖCALAN’IN STATÜSÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin soruları da yanıtlayan Uçum, Takip ve Değerlendirme Kurulunun alt komisyonlarından birinin silah bırakma ve tasfiye sürecini yakından takip edeceğini söyledi.

İmralı’da oluşturulan ve cezaevine bağlı ek bir ünite olduğunu belirttiği yapının Öcalan’ın süreçteki rolünü yerine getirmesine imkân sağladığını savunan Uçum, bunun hukuki statü değişikliği anlamına gelmediğini ifade etti.

Uçum, “Bunlardan hükümlü statüsünün ortadan kalktığı şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Fiilen serbest bırakıldığı şeklinde de bir sonuç çıkarılamaz.” dedi.

“PAZARLIK YOK, MÜZAKERE YOK; DİYALOG VAR”

Öcalan ile yürütülen temasları “diyalog süreci” olarak tanımlayan Uçum, hedefin örgütün feshi ve tasfiyesi ile silahların bırakılmasının tamamlanması olduğunu söyledi.

Sürecin yöntemine ilişkin kamuoyunda farklı değerlendirmelerin bulunduğunu belirten Uçum, şu ifadeleri kullandı:

“Bu Türkiye’ye özgü bir modeldir. Burada bir pazarlık yoktur. Burada bir müzakere yoktur. Burada bir diyalog vardır. Hedef terör örgütünün tasfiye edilmesidir, sistematik terörün tasfiye edilmesidir, silahların bırakılmasıdır.”

“7595 SAYILI KANUN BAŞKA ÖRGÜTLERE GENİŞLETİLEMEZ”

7595 sayılı Kanun’un müstakil, geçici ve özel nitelikte olduğunu belirten Uçum, düzenlemenin yalnızca PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlar bakımından hazırlandığını ifade etti.

Uçum, “Bu kanun başka örgütlere, başka terör örgütlerine, FETÖ’ye ya da diğer terör örgütlerine genişletilmez.” dedi.

Kanunun kişi bakımından örgütün kurucuları, yöneticileri ve belirtilen diğer kategorileri kapsayabileceğini aktaran Uçum, kişi bakımından kapsamda bulunmanın kanundan otomatik olarak yararlanılacağı anlamına gelmediğini vurguladı.

“BAŞVURU SÜRECİNDE HERKES BAŞVURUSUNU YAPSIN”

Altı aylık sürenin başlaması halinde kişi bakımından kapsama girebilecek herkesin başvurmasının önemli olduğunu söyleyen Uçum, “Başvuru süreci başladığında herkesin başvurması lazım, yöneticileri dahil.” ifadelerini kullandı.

İlk aşamada istisna kapsamında olduğu gerekçesiyle reddedilen bir başvuruda, soruşturma veya kovuşturma sırasında suç vasfının değişmesi durumunda şartlar oluşursa kanundan yararlanmanın yeniden gündeme gelebileceğini belirtti.

Uçum, “Kişi bakımından yararlananların sayısı artabilir. Yoksa kanunun tüm kapsamı genişlemez.” dedi.

ANAYASA MAHKEMESİ İHTİMALİNİ DEĞERLENDİRDİ

Kanunun Anayasa Mahkemesine götürülmesi ihtimalini de değerlendiren Uçum, soyut ve somut norm denetimi yollarına işaret etti.

Mevcut siyasi tablo açısından soyut norm denetimi yoluyla başvuru beklemediğini belirten Uçum, mahkemelerin önlerindeki davalarda uygulanacak bir hükmü Anayasa’ya aykırı görmeleri durumunda somut norm denetimi kapsamında Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini söyledi.

Uçum, kanunun kapsamının Anayasa Mahkemesi üzerinden genişletilebileceği görüşüne ise katılmadığını ifade etti.

“MECLİS TARİHİ BİR İŞ YAPTI”

7595 sayılı Kanun’a TBMM’de verilen desteğe değinen Uçum, siyasi partilerin süreçte önemli görev üstlendiğini belirtti.

Türkiye’nin geçmişte terörün tasfiyesine yönelik farklı girişimlerde bulunduğunu hatırlatan Uçum, ilk kez TBMM’nin bu ölçüde sürece dahil olduğunu, komisyon kurulduğunu ve ardından kanun çıkarıldığını söyledi.

Uçum, “Bence tarihe geçtiler. Çok tarihsel bir iş yaptılar. 7595 sayılı Kanun, 28. Dönemin sonraki nesiller boyunca hatırlanacak çalışmalarından biridir.” değerlendirmesinde bulundu.

“DEMOKRASİ VE YENİ ANAYASANIN MUHATABI BÜTÜN TOPLUMDUR”

Terörün tasfiyesinin ardından demokratikleşme ve yeni anayasa tartışmalarının mevcut süreçteki aktörlerle sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten Uçum, “Bundan sonraki mesele demokrasinin geliştirilip güçlendirilmesi ise bu, bütün siyasi partilerin ve bütün toplumun muhatap olduğu ve özne olduğu bir meseledir.” dedi.

Yeni anayasa tartışmalarının da siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve toplumun farklı kesimleriyle yürütülmesi gerektiğini ifade eden Uçum, DEM Parti'nin veya mevcut diyalog sürecinde rol alan aktörlerin bu başlıklarda tek muhatap olmadığını söyledi.

DEM PARTİ’YE DİL VE ÜSLUP ELEŞTİRİSİ

DEM Parti’nin süreçteki tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uçum, partinin bütününe ilişkin tek bir değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını, süreç için çalışan parti yöneticilerinin bulunduğunu söyledi.

DEM Parti’yi “çok parçalı bir yapı” olarak nitelendiren Uçum, partinin genel iradesinin sürecin hedefe ulaşması yönünde olduğunu savunurken zaman zaman “sapmalar” yaşandığını ileri sürdü.

Türkiye’nin pozitif hukukunda “siyasi tutsak” şeklinde bir hukuki statü bulunmadığını belirten Uçum, hukuki statülerin şüpheli, sanık veya hükümlü şeklinde tanımlandığını kaydetti.

“MEDYA UYGULAMA SÜRECİNİ DE TAKİP ETMELİ”

Sürecin iletişim boyutuna değinen Uçum, tespit aşamasının, MGK’nın teyit kararının ve başvuruların nasıl yapılacağının kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerektiğini söyledi.

Uçum, medyanın yalnızca kanunun teklif ve kabul aşamalarını değil, bundan sonraki uygulama sürecini de takip etmesi gerektiğini ifade etti.

“GENEL AF DEĞİL, İNFAZ REFORMU”

Genel infaz hukukunda yeni bir çalışma yürütüldüğünü açıklayan Uçum, bunun 7595 sayılı Kanun’dan bağımsız olduğunu belirtti. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısının 440 bini geçtiğini söyleyen Uçum, yoğunluğun azaltılması amacıyla Adalet Bakanlığının çalışma yürüttüğünü aktardı.

Uçum, “Önümüzdeki dönem infaz hukukuna ilişkin reformcu bir bakış açısıyla bir düzenlemeyi gündeme getireceğiz.” dedi.

Çalışmanın genel af olmadığını vurgulayan Uçum, yaklaşımı “Mahkûmlar için adil, mağdurlar için tatminkâr bir infaz sistemi.” sözleriyle açıkladı. İnfaz süreleri dahil bazı alanlarda değişikliklerin gündeme gelebileceğini belirten Uçum, teknik ayrıntıların henüz kesinleşmediğini söyledi.

DEMİRTAŞ İÇİN “KARARI İLGİLİ MAHKEME VERECEK”

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 7595 sayılı Kanun’dan yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin soruyu da yanıtlayan Uçum, MGK’nın teyit kararının ardından başlayacak altı aylık dönemde Demirtaş’ın başvurmasının önünde engel bulunmadığını söyledi.

Bunun Demirtaş’ın kanundan yararlanacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Uçum, ilgili yargı merciinin örgüt, kişi ve suç bakımından kapsam şartları ile istisnaları inceleyeceğini belirtti.

Uçum, “Nihayetinde oradaki kararı ilgili mahkeme verecektir.” dedi.

Demirtaş’ın süreç konusunda geçmişte destekleyici açıklamalar yaptığını hatırladığını belirten Uçum, “Ben isterdim ki bu sürece sonuna kadar destek versin. Kendi hukuksal süreçlerinde de hukukun gereği neyse o olsun.” ifadelerini kullandı.

“BU KANUN ASLA EMSAL OLACAK BİR KANUN DEĞİL”

PKK/KCK meselesinin yaklaşık yarım asırlık geçmişi ile güvenlik, siyaset ve ekonomi üzerindeki etkileri nedeniyle diğer terör yapılanmalarından farklı koşullara sahip olduğunu savunan Uçum, devletin farklı güvenlik sorunları karşısında farklı yöntemlere başvurabileceğini söyledi.

Mevcut modelin başka örgütlere aynen uygulanacağı sonucunun çıkarılamayacağını ifade eden Uçum, “Bu kanun özel bir kanun, kendine özgü bir kanun; asla emsal olabilecek bir kanun değil.” dedi.

UÇUM 16 NİSAN 2028 TARİHİNİ İŞARET ETTİ

Uçum, toplantıda 2028 seçimleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin görüşlerini de açıkladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Erdoğan’ın adaylığı konusundaki açıklamalarını hatırlatan Uçum, AK Parti ve Cumhur İttifakı'nı destekleyen siyasi çevrelerde de bu yönde bir irade ortaya konulduğunu söyledi.

Uçum, “Siyasi olarak önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanımızın adaylığı gerçekleşmiştir. Siyasi olarak önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanımızın son kez aday olması gerçekleşmiştir.” ifadelerini kullandı.

Seçim tarihine ilişkin kişisel öngörüsünü de açıklayan Uçum, 16 Nisan 2028 tarihini işaret ederek, “Seçimlerin 16 Nisan 2028 yılında yapılmasını öngörüyorum. Bu tarih Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişimizin referandum tarihidir. Sembolik anlamı vardır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır.” dedi.

Uçum’un değerlendirmesine göre, seçimlerin 16 Nisan 2028’e alınması için TBMM’nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerekiyor. Uçum, böyle bir karar verilmesi halinde Anayasa’daki ilgili hüküm kapsamında Erdoğan’ın yeniden adaylığının mümkün olacağı görüşünü dile getirdi.

Uçum, 16 Nisan 2028 tarihinin kendi önerisi ve öngörüsü olduğunu, seçimlerin yenilenmesi konusunda nihai karar yetkisinin ise TBMM’ye ait bulunduğunu belirtti.

“Terörsüz Türkiye” sürecinin örgütün feshi, silahların bırakılması ve sistematik terörün sona erdirilmesine yönelik olduğunu vurgulayan Uçum, demokrasi ve yeni anayasa gibi başlıkların bu süreçte bir pazarlık konusu olmadığını savundu.

Uçum, “Bu Türkiye’ye özgü bir modeldir. Burada pazarlık yoktur, müzakere yoktur; diyalog vardır.” diyerek bundan sonraki hukuki aşamaların tespit, MGK tarafından teyit ve ilan, altı aylık başvuru dönemi, dosya bazlı yargısal değerlendirme ve takip süreci şeklinde ilerleyeceğini ifade etti.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0